HABİL's profileسْــــــــــــــــــــــ...PhotosBlogListsMore Tools Help

سْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيمı bismillah her hayrın başıdır

turkey saat ve tarih

Loading...
Photo 1 of 38

bediüzzaman hayatı

Loading...

sultanım

HABİL t

Location
10/2/2007

bismillahirrahmanirrahim

                

                    

                                         


 

Mâdem herşey mânen, "Bismillâh" der, Allah nâmına Allah'ın nimetlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi, "Bismillâh" demeliyiz. Allah nâmına vermeliyiz. Allah nâmına almalıyız. Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gàfil insanlardan almamalıyız.

Suâl: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiyat veriyoruz. Acaba, asıl mal sahibi olan Allah ne fiat istiyor?

Elcevap: Evet, o Mün'im-i Hakikî, bizden o kıymettar nimetlere, mallara bedel istediği fiat ise, üç şeydir: Biri zikir, biri şükür, biri fikirdir.

Başta "Bismillâh" zikirdir. Ahirde "Elhamdülillâh" şükürdür. Ortada, bu kıymettar hârika-i san'at olan nimetler Ehad, Samed'in mu'cize-i kudreti ve hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek fikirdir.

Bir padişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de, zâhirî mün'imleri medih ve muhabbet edip Mün'im-i Hakikîyi unutmak, ondan bin derece daha belâhettir.

Ey nefis! Böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah nâmına başla, Allah nâmına işle, vesselâm.

       


  http://img291.imageshack.us/img291/4510/115buyukfx0.jpg http://img142.imageshack.us/img142/4457/119kucukae5.jpg                                                                                                                                         

10/1/2007

HADİS-İ ŞERİFLER VE RİSALE-İ NURDAN DUALAR

                                                                                    HADİS-İ ŞERİFLER

Bizimle münafıklar arasında yatsı ve sabah namazlarında hazır bulunma farkı vardır. Onlar bu iki namaza muktedir olamazlar.
(Muvatta, Salâtu'l-Cemâ'a 5)
 
 
Ümmetimin hepsi affa mazhar olacaktır, günahı aleni işleyenler hariç. Kişinin geceleyin işledigi kötü bir ameli Allah örtmüştür. Ama, sabah olunca o: "Ey falan, bu gece ben şu şu işleri yaptım!" der. Böylece o, geceleyin Allah kendini örtmüş olduğu halde, sabahleyin, üzerindeki Allah'ın örtüsünü açar. İşte bu, günahı aleni işlemenin bir çeşididir.
(Buhari, Edeb 60)
 
 
İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) omuzumdan tuttu ve: "Sen dünyada bir garib veya bir yolcu gibi ol" buyurdu.
(Buhari, Rikak 2)
 
 
(Müslüman erkeklerden) kim, Allah yolunda, ilâ-yı kelimetullah için, devenin iki sağımı arasında geçen müddet kadar savaşacak olsa cennet kendisine vacib olur.
(Ebu Davud, Cihad 42)
 
 
İnsanların en hırsızı, namazdan çalandır, buyurdu. Nasıl çalar ya Rasûlallah? denildiğinde: Rükû ve secdeleri tam yapmaz. (Namazı tadil-i erkana riayet etmeden çabuk çabuk kılar). İnsanların en cimrisi de, selam vermekten kaçınandır.
(Taberani)
 
 
Bir yerde ölen Ashabımdan hiçbirisi yoktur ki, Kıyamet günü oranın ahalisine bir nur ve onlara (cennete sevkte) bir rehber olmasın.
(Tirmizi, Menakıb 3864)
 
 
Hz. Mu'az İbnu Cebel radıyallahu anh anlatıyor. "İki kişi Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın huzurunda küfürleştiler. (Öyle ki) birinin yüzünde (diğerine karşı) öfkesi gözüküyordu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:

"Ben bir kelime biliyorum, eğer onu söyleyecek olsa, kendinde zuhur eden öfke giderdi: Eûzu billahi mineşşeytanirracim" buyurdular
(Tirmizi, Da'avat 53)
 
 
Sizden hiç kimse, maruz kaldığı bir zarar sebebiyle ölümü temenni etmesin. Mutlaka bunu yapmak mecburiyetini hissederse, bari şöyle söylesin: "Rabbim, hakkımda hayat hayırlı ise yaşat, ölüm hayırlı ise canımı al."
(Müslim, Zikr 10)
 
 
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yere bir çizgi çizdi ve: "Bu insanı temsil eder" buyurdu. Sonra bunun yanına ikinci bir çizgi daha çizerek: "Bu da ecelini temsil eder" buyurdu. Ondan daha uzağa bir çizgi daha çizdikten sonra: "Bu da emeldir" dedi ve ilâve etti: "İşte insan daha böyle iken (yani emeline kavuşmadan) ona daha yakın olan (eceli) ansızın geliverir.
(Tirmizi, Zühd 25)
 
 
Kim evinden temizlenmiş olarak farz namaz için çıkarsa, onun ecri, tıpkı ihrama girmiş hacının ecri gibidir. Kim de kuşluk namazı için çıkar ve sırf bu maksadla yorulursa onun ücreti de umre yapanın ücreti gibidir. Namaz kıldıktan sonra araya lağv (dünyevi kelam) sokmadan kılınan iknici namaz, İlliyyin (denen cennetin yüce makamın)da yazılıdır.
(Ebu Davud, Salat 49)
 
 
Kim, (din) kardeşinin ırz ve namusunu onu gıybet edene karşı savunursa, Allah da kıyamet günü o kimseyi cehennemden korur.
(Tirmizi, Birr 20)
 
 
Her sarhoşluk veren şey (dinde yasaklanan içki olan) hamr grubundandır ve sarhoşluk veren her şey haramdır.
(Müslim, Eşribe 73)

                                                                                Risale-i Nurdan Dualar
        Kalbimizi iman ve Kur'ân nuruyla nurlandır, Allah'ım. Allah'ım, Sana karşı fakrımızla bizi zengin kıl; Senden istiğnâ ile bizi fakir düşürme. Biz kendi havl ve kuvvetimizden teberrî edip Senin havl ve kuvvetine iltica ettik. Sen de bizi, Sana tevekkül edenlerden eyle. Bizi nefsimize terk etme. Bizi hıfzınla koru. Bize ve erkek, kadın bütün mü'minlere rahmet et. Kulun, nebîn, safiyyin, halilin, mülkünün cemâli, masnuatının melîki ve sultanı, inâyetinin gözbebeği, hidayetinin güneşi, hüccetinin lisanı, rahmetinin misali, mahlûkatının nuru, mevcudatının şerefi, mahlûkatının kesreti içinde vahdetinin sirâcı, kâinatının tılsımının kâşifi, saltanat-ı rububiyetinin dellâlı, marziyyâtının mübelliği, Esmâ-i Hüsnânın hazinelerinin tarif edicisi, kullarının muallimi, âyetlerinin tercümanı, cemâl-i rububiyetinin aynası, Senin görülüp gösterilmene vesile olan, habîbin ve âlemlere rahmet olarak gönderdiğin resulün olan Efendimiz Muhammed'e, bütün âl ve ashâbına, kardeşleri olan nebî ve resullere, melâike-i mukarrebîne ve sâlih kullarına salât ve selâm et. Âmin.
        7.Söz
        " Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. Sana dehalet ediyorum ve Sana hizmetkârım ve Senin rızanı istiyorum ve Seni arıyorum."
        8.Söz
       Allah'ım, bizi saadet, selâmet, Kur'ân ve iman ehlinden eyle Âmin. Allah'ım, Efendimiz Muhammed'e ve âline ve ashâbına, Kur'ân'ın bidâyet-i nüzulünden zamanın nihayetine kadar onu okuyan her bir okuyucunun okuduğu her bir kelimenin temevvücât-ı havâiye aynalarında Rahmân'ın izniyle temessül eden bütün kelimelerinin bütün harfleri adedince salât ve selâm et. Ve bunlar adedince, bize, anne ve babamıza, erkek ve kadın bütün mü'minlere rahmetinle merhamet et, ey Erhamürrâhimîn. Âmin. Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun.
        8.Söz
        Allah'ım, kullarına Seni nasıl tanıyacaklarını ve Sana nasıl kulluk edeceklerini öğretmek ve isimlerinin hazinelerini tarif etmek üzere, kitab-ı kâinatının âyetlerinin tercümanı ve ubudiyetiyle Senin cemâl-i rububiyetine bir ayna olarak gönderdiğin zâta, onun bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et. Bize ve erkek, kadın bütün mü'minlere merhamet et. Âmin, rahmetinle ey Erhamürrâhimîn.
        9.Söz
       Dünya ve Cennetler dolusu Rahmân'ın rahmeti onun üzerine olsun. Allah'ım! Kulun ve resulün olan, iki cihanın efendisi ve iki âlemin medar-ı iftiharı ve iki dünyanın hayatı ve iki cihan saadetinin vesilesi ve zülcenâheyn ve cin ve insin peygamberi olan şu Habîbine, bütün âl ve ashabına ve nebî ve resul kardeşlerine salât ve selâm et. Âmin.
       10.Söz
       Allah'ım! Tûbâ-i rahmetinin en lâtif, en şerif, en mükemmel ve en güzel meyvesi olan, âlemlere rahmet olarak ve Cennet demek olan dâr-ı âhireti gösteren şu tûbâ ağacının en süslü, en güzel, en parlak ve en âli semerelerine vesile-i vusulümüz olarak gönderdiğin Zâta salât ve selâm et. Allah'ım, bizi ve anne ve babamızı ateşten koru. Bizi ve anne ve babamızı, ebrâr ile beraber, seçkin Peygamberinin hürmetine Cennete dahil et. Âmin.
       10.Söz
       Rahmânü'r-Rahîm'den, Arş-ı Âzam'dan gelen Furkan-ı Hakîm'in kendisine indiği Efendimiz Muhammed'e, ümmetinin hasenatı adedince milyonlar salât ve milyonlar selâm olsun.
       Risaleti Tevrat, İncil ve Zebur'da müjdelenen; nübüvveti irhâsâtla, cinlerin hâtifleriyle, insanlık âleminin evliyalarıyla, beşerin kâhinleriyle müjdelenen; bir işaretiyle ay parçalanan Efendimiz Muhammed'e, ümmetinin hasenâtı adedince milyonlar salât ve selâm olsun.
       Davetine ağaçların koşup geldiği, duâsıyla yağmurun hemen iniverdiği, sıcaktan korumak için bulutların ona gölge yaptığı, bir ölçek taamıyla yüzlerce insanın doyduğu, parmaklarının arasından üç defa kevser gibi suların çağladığı, onun hürmetine Allah'ın, kertenkeleyi, ceylânı, ağaç kütüğünü, zehirli keçinin kolunu, deveyi, dağı, taşı ve toprağı konuşturduğu, Miracın sahibi ve gözünün asla şaşmadığı o mucize-i kübrâda ruyetullaha mazhar olan Efendimiz ve Şefîimiz Muhammed'e, Kur'ân'ın bidâyet-i nüzulünden zamanın nihayetine kadar onu okuyan her bir okuyucunun okuduğu her bir kelimenin temevvücât-ı havâiye aynalarında Rahmân'ın izniyle temessül eden bütün kelimelerinin bütün harfleri adedince, milyonlar salât ve selâm olsun.
       Bütün bu salâvatlardan her biri hürmetine bizi mağfiret et, ey İlâhımız, bize merhamet et. Âmin.
       19.Söz
       Allah'ım! Kur'ân'ı bize, bu risalenin kâtibine ve onun emsali olan zatlara her türlü dert için şifa kıl. Bize ve onlara, hayatımızda ve ölümümüzden sonra Kur'ân ile ünsiyet ettir. Kur'ân'ı bu dünyada bir dost, kabirde bir mûnis, kıyamette bir şefaatçi, sırat üzerinde bir nur, ateşe karşı bir siper ve hicap, Cennette bir refik ve bütün hayırlar için bir yol gösterici ve imam kıl. Bütün bunları bize fazlınla, cûdunla, kereminle ve rahmetinle ihsan et, ey kerem sahiplerinin en kerîmi ve merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz. Âmin.
       Allah'ım! Furkan-ı Hakîmin kendisine indirildiği Zâta ve bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et. Âmin, âmin.
       19.Söz
       Allah'ım! Kur'ân'ın esrarını, sevdiğin ve râzı olduğun şekilde bize tefhim et ve onun hizmetine bizi muvaffak et. Âmin, rahmetinle ey Erhamürrâhimîn.
       Allah'ım! Kur'ân-ı Hakîmin kendisine indirildiği Zâta ve bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et.
       20.Söz
Allah'ım! Vücub-u vücuduna ve vahdâniyetine delâlet ve celâline ve cemâline ve kemâline şehadet eden o zâta rahmet et ki, o,
bütün kâinatın ve bütün enbiya ve evliyanın tasdikiyle musaddak şahid-i sadık ve bütün ehl-i tahkikin tahkikatıyla müeyyed burhan-ı nâtık,
bütün enbiya ve mürselînin icmâ ve tasdik ve mucizelerinin sırrına mazhar olan efendisi, bütün evliya ve sıddıkînin ittifak ve tahkikat ve kerametlerini hâvi olan imamı,
hakkaniyeti hadsiz tahkikatla teyid ve tasdik edilen mucizât-ı bâhire ve havârık-ı zâhire ve delâil-i kàtıa sahibi,
zâtında güzel hasletlerin en nihayet merâtibini, vazifesinde ahlâk-ı ulviyeyi, hilâftan münezzeh olan şeriat-i mükemmelesinde en yüksek seciyeleri câmi,
Kur'ân'ı indirenin, indirilen Kur'ân'ın ve kendisine Kur'ân indirilen zâtın ittifakıyla vahy-i Rabbânînin mazharı,
âlem-i gayb ve âlem-i melekûtu seyr ü seyahat ve temâşâ eden,
ervâhı müşahede ve melâikeye refakat eden,
şahsen ve nev'en ve cinsen kâinatın bütün kemâlâtının fihristesi,
şecere-i hilkatin en münevver meyvesi,
hakkın sirâcı, hakikatin burhanı, rahmetin timsali, muhabbetin misali, kâinat tılsımının keşşâfı, saltanat-ı Rububiyetin dellâlı,
şahsiyet-i mâneviyesinin remz-i ulviyetiyle, Fâtır-ı Âlemin bu kâinatı onu nazara alarak halk ettiği anlaşılan,
düsturlarının vüs'ati ve kuvvetinin işaretiyle Kâinat Nâzımının nizâmı olduğu ve Hâlık-ı Kâinat tarafından vaz edildiği zahir olan şeriatin sahibidir-evet, bu nizâm-ı ahsen ve ecmeli câmi olan bu dinin nâzımı, ancak bu nizâm-ı etem ve ekmel olan bu kâinatın Nâzımı olabilir.
       Yer ve gökler var oldukça salâvâtın en efdali ve selâmetin en etemmi, biz Âdemoğulları topluluğunun efendisi ve biz mü'minler topluluğunun imana hidayet edicisi olan Abdullah ibnü Abdilmuttalib oğlu Muhammed'in üzerine olsun.
       22.Söz
       Ey Rabbimiz! Unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek, bizi onunla hesaba çekme. Ey Rabbimiz! Bizden evvelkilere yüklediğin gibi bize de ağır vazifeler ve musibetler verme. Ey Rabbimiz! Bize güç yetiremeyeceğimiz şeyi de yükleme. Günahlarımızı affet. Bizi bağışla. Bize merhamet et. Bizim dostumuz ve yardımcımız Sensin. Kâfirler güruhuna karşı Sen bize yardım et. (Bakara Sûresi, 2:286.)
       22.Söz
       "Ey Rabbim, gönlüme genişlik ver. İşimi kolaylaştır. Dilimdeki tutukluğu çöz-tâ ki sözümü iyice anlasınlar." (Tâhâ Sûresi, 20:25-28.)
       23.Söz
       Allah'ım! Onun, Senin katındaki sırrı ve Sana olan seyri hürmetine, beni korkularımdan emin kıl, hatalarımı gider, hüznümü ve hırsımı benden gider. Varlığın ve huzurunla beni müşerref kıl. Beni benden kurtarıp kendine al. Kendi varlığımı Sana feda etmekle beni rızıklandır. Beni nefsime meftun ve hissimle kör eyleme. Herbir gizli sırrı bana aç. Yâ Hayyu yâ Kayyûm, yâ Hayyu yâ Kayyûm, yâ Hayyu yâ Kayyûm! Bana, arkadaşlarıma ve ehl-i iman ve Kur'ân'a merhamet et. Âmin, ey merhametlilerin en merhametlisi ve kerem sahiplerinin en kerîmi olan Allah'ım!
       23.Söz
       "Mahlûkatının sayısınca, Zâtına lâyık şekilde, Arşının ağırlığınca ve kelimelerinin mürekkebi miktarınca hamdinle Seni her türlü noksandan tenzih ederiz Bütün peygamberlerinin, evliyalarının ve meleklerinin tesbihatlarıyla Seni kusurdan tenzih ederiz. .." (Müslim, Zikir: 79; Ebû Dâvud, Vitir: 24; Tirmizi, Daavât: 103; Nesâî, Sehv: 94; Müsned, 1:258, 353, 6:325, 430.)
       24.Söz
       Allah'ım! Mahlûkatının en hayırlısı, parlayan nur-u bâhir, kat'î burhan-ı zâhir, bahr-i zâhır, nur-u gàmir, cemâl-i zâhir, celâl-i kàhir, kemâl-i fâhir olan, kulun ve habibin ve resulün Muhammed'e, zeval bulmayan ezeliyetine lâyık bir ezeliyetle, tahavvül etmekten münezzeh ebediyetine lâyık bir ebediyetle, Senin cûd ve kereminin mevhibelerinin bulutlarının yağmurlarınca bol ve geniş şekilde, Senin cûd ve ihsânâtının lâtifelerinin şerifelerinin mergubiyetince bol ve bereketli şekilde, salâvâtının en efdali ve en ecmeli ve en şereflisiyle, en zâhiri ve en tâhiriyle, en ahseni ve en faziletlisiyle, en ekremi ve en aziziyle, en âzamı ve en eşrefiyle, en yüce ve en pâkiyle, en mübârek ve en lâtifiyle selâmının en etemm ve en ekser ve en ziyadesiyle, en yüksek ve en yüce ve en daimîsiyle salât ve selâm et, rahmetine ve rızâna ve af ve gufrânına mazhar kıl. Ona ve aynen onun âline ve ashâbına da, azamet-i Zâtına yaraşır şekilde rahmet ettiğin gibi bir rahmetle, öyle bir salât et ki, o salât hürmetine günahlarımızı bağışla, gönlümüzü ferahlandır, kalblerimizi tathir ve ruhlarımızı tervih ve sırrımızı takdis et, hâtırat ve efkârımızı tenzih et, içimizdeki kederleri gider, hastalıklarımıza şifâ ver, kalblerimizin kilitlerini aç. Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalblerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki Vehhâb olan, istediklerimizi bize veren ancak Sensin." Âl-i İmrân Sûresi, 3:8.
       25.Söz
       Allah'ım!
Esmâ-i Hüsnânın tecelliyâtına câmi bir ayna oluşu sırrıyla, esmâ ve sıfâtının güzelliğine olan kudsî muhabbetinin envârı onda temessül eden,
masnuâtının en ekmeli ve en bedîi, kemâlât-ı san'atının enmuzeci ve mehâsin-i nukuşunun fihristesi olması hasebiyle, masnuâtındaki san'atına olan kudsî muhabbetinin şuaları onda temerküz eden,
mehâsin-i san'atının en âli dellâlı, nukuşunun güzelliklerini ilân edenler arasında sesçe en yüksek oluşu ve kemâlât-ı san'atının en güzel medîhelerini dile getirişi sebebiyle, san'atının istihsânına muhabbet ve rağbetinin en lâtif cilveleri onda tezahür eden,
Senin ihsânın olan mehâsin-i ahlâkın kâffesini ve eser-i fazlın olan letâif-i evsâfın hepsini câmi olması sırrıyla, mahlûkatının güzel ahlâkına ve masnuâtının lâtif evsafına olan muhabbet ve istihsânının aksâmı onda tecemmu eden,
Furkan'ında muhsinlerden, sâbirlerden, mü'minlerden, müttakîlerden, tevvâbînden, evvâbînden ve Kendini onlara sevdirdiğin ve muhabbetinle onları şereflendirdiğin bilcümle esnâf-ı ibâdın için doğru bir mihenk ve fâik bir mikyas teşkil eden, ve öyle bir mihenk ve mikyas ki, Senin habiplerinin imamı ve Senin mahbuplarının seyyidi ve Senin dostlarının reisi olan zâta, bütün ashâbına ve ihvânına, salât ve selâm et. Âmin, rahmetinle ey Erhamürrâhimîn.
       27.Söz
       Allahı'm! Habibiyeti ve salâtıyla Cennetin kapılarını açan ve ona getirdikleri salâvatlarla ümmeti için de o kapının açılışını teyid buyurduğun Habibin Aleyhissalâtü Vesselâma rahmet et.
       Allah'ım! Bizi, ebrâr ile beraber, seçkin Habibinin şefaatiyle Cennete idhal et. Âmin.
       28.Söz
       "Onların Cennetteki duaları şöyledir: 'Allah'ım, Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederiz.' Aralarındaki dilekleri de hep selâmdır, iyiliktir. Duaları ise şu sözlerle sona erer: 'Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur." (Yûnus Sûresi, 10:10)
       "Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalblerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce Katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, dua edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin." (Âl-i İmrân Sûresi, 3:8)
       Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e, âline, ashabına ve ihvânına, Senin razı olacağın şekilde ve onun hakkını eda edecek bir surette salât ve selâm et, bize ve dinimize selâmet ver. Âmin, ey Rabbü'l-Âlemîn.
       30.Söz
       Allah'ım! Onun işaretiyle ay parçalanan, parmaklarından kevser gibi sular akan, gözün asla şaşmadığı Mirac mucizesinin sahibi, Efendimiz Muhammed'e ve bütün âl ve ashabına, dünyanın iptidâsından mahşerin âhirine kadar salât et.
       "Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin." Bakara Sûresi, 2:32.
       "Dualarımızı kabul et, ey Rabbimiz. Herşeyi hakkıyla işiten de, herşeyi hakkıyla bilen de ancak Sensin." Bakara Sûresi, 2:127.
       "Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşersek bizi onunla hesaba çekme." Bakara Sûresi, 2:286.
       "Ey Rabbimiz, bizi hidayete eriştirdikten sonra kalblerimizi tekrar sapıklığa meylettirme." Âl-i İmrân Sûresi, 3:8
       Allah'ım! Bir işaretiyle ay parçalanan zâtın hürmetine, benim kalbimi ve Risale-i Nur'un sadık talebelerinin kalblerini, Kur'ân güneşine mukabil bir ay hükmüne getir. Âmin, âmin.
       31.Söz
       Allah'ım! Bizi, dünyada Senin muhabbetinle ve bizi Sana ve Senin emrettiğin şekilde istikamete yaklaştıracak şeylerin muhabbetiyle, âhirette de rahmetin ve rüyetinle rızıklandır.
       İlâhî! Sen benim Rabbimsin, ben Senin kulunum. Sen Hâlıksın, ben mahlûkum. Sen Rezzaksın, ben merzûkum. Sen Mâliksin, ben memlûküm. Sen Azizsin, ben zelîlim. Sen Ganîsin, ben fakirim. Sen Hayysın, ben meyyitim. Sen Bâkîsin, ben fâniyim. Sen Kerîmsin, ben leîmim. Sen Muhsinsin, ben âsiyim. Sen Gafûrsun, ben günahkârım. Sen Azîmsin, ben hakîrim. Sen Kavîsin, ben zayıfım. Sen Mu'tîsin, ben dilenciyim. Sen Emînsin, ben korkudayım. Sen Cevâdsın, ben muhtacım. Sen Mücîbsin, ben duacıyım. Sen Şâfîsin, ben hastayım.
       Sen benim günahlarımı mağfiret et. Beni cezalandırma. Hastalıklarıma şifa ver, yâ Allah, yâ Kâfi, yâ Rabbi, yâ Vâfî, yâ Rahîm, yâ Şâfî, yâ Kerîm, ya Muâfî. Benim bütün günahlarımı bağışla. Benim bütün dertlerime âfiyet ver. Beni ebediyen rızâna mazhar et. Rahmetinle, ey Erhamürrâhimîn.
       32.Söz
       "Ey Rabbimiz! Duamızı kabul buyur. Muhakkak ki Sen herşeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla bilensin." Bakara Sûresi, 2:127.
       "Tevbemizi de kabul et. Şüphesiz ki Sen tevbeleri çokça kabul edersin ve rahmetin herşeyi kuşatmıştır." Bakara Sûresi, 2:128.
33.Söz
       "Onların duaları ise şu sözlerle sona erer: 'Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur." Yûnus
 
                                                                     BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ
       Said Nursî, 1876'da Bitlis vilayetine bağlı Hizan ilçesi Nurs köyünde dünyaya geldi. Çocukluğunda çevresindeki medreselerde eğitim gördü. Kendisinde görülen harikulade zeka ve hafıza sebebiyle önceleri Molla Said-i Meşhur diye tanındı. Daha sonra "Zamanın Harikası" anlamında "Bediüzzaman" ünvanıyla şöhret buldu.
 
       Talebelik yıllarında temel İslamî ilimlerle ilgili 90 kitabı ezberledi. Her gece bunlardan birini tekrar ediyordu. Bu tekrarlar O'nu, Kur'an ayetlerini derinlemesine anlamasına birer basamak oldu ve her bir Kur'an ayetinin bütün kâinatı ihata ettiğini gördü.
1900'lü yılların başında doğuda Medresetü-z Zehra adında, din ve fen ilimlerinin birlikte okutulduğu bir İslam Üniversitesi kurmak fikriyle hilafet merkezi olan İstanbul'a geldi ve hayatı boyunca bu fikrini gerçekleştirmek için gayret gösterdi. Doğrudan istediği şekilde bir üniversite kuramamakla birlikte memleketin her tarafında şubeleri bulunan yaygın bir medrese sistemi tesis etti.
 
       1. Dünya Savaşı yıllarında doğu cephesinde gönüllü alay komutanı olarak hizmet etti. Savaş esnasında yaralanıp 2,5 yıl Rusya'da esir kaldı. 1917'deki Bolşevik İhtilali esnasındaki kargaşadan yararlanıp esaretten kurtuldu. Dönüşte, Genelkurmay'ın kontenjanından Osmanlı'nın en üst düzey dinî danışma merkezi olan Dar-ül Hikmet-il İslamiyye'de görev yaptı. İngilizlerin İstanbul'u işgali yıllarında onların aleyhinde Hutuvat-ı Sitte adıyla bir risale neşretti. Anadolu'da başlatılan İstiklal mücadelesine destek verdi.
 
       1925 yılında Van'da eğitim faaliyetlerinde bulunurken, o sırada meydana gelen Şeyh Said hareketi sebebiyle, önce Burdur'a, ardından Isparta ve Barla'ya sürgüne gönderildi. Burada 8 yıl kaldı. Risale-i Nur isimli Kur'an tefsirinin çoğu bölümlerini burada yazdı. Eserleri ve fikirleri sebebiyle Eskişehir Mahkemesine sevk edildi.
Sürgüne gönderildiği Kastamonu'da eserlerini yazmaya devam etti. 1943'te Denizli Mahkemesi'ne, 1948'de Afyon Mahkemesi'ne sevk edildi. Mahkemeler beraatla neticelendi.
 
       1950'de çok partili hayata geçildiğinde dini hak ve hürriyetler genişledi. Bediüzzaman, bu dönemde bulunduğu Emirdağ, Isparta ve civar yerlerde Nur Medreseleri tesis etti, talebeler yetiştirdi. Eserlerini matbaalarda bastırdı.
 
       Bediüzzaman Said Nursi, 23 Mart 1960'ta Hakk'ın rahmetine kavuştur
 
 


9/27/2007

EFENDİMİZ(SAV) VEDA HUTBESİ

RASULULLAH (S.A.V.)'in Veda Hutbesi

">

Bismillahirrahmanirrahim

"Ey insanlar!

"Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamayacağım.

"İnsanlar!

"Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.

"Ashabım!

"Muhakkak Rabbinize kavuşacaksınız. O'da sizi yaptı olayı sorguya çekecektir. Sakin benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur.

"Ashabım!

"Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Allah böyle hükmetmiştir. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmutallib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir. Lakin anaparanız size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız.

"Ashabım!"

"Dikkat ediniz, Cahiliyeden kalma bütü

n adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin Rabia'nın kan davasıdır.

"Ey insanlar!

"Muhakkak ki, şeytan şu toprağınızda kendisine tapınmaktan tamamen ümidini kesmiştir. Fakat siz bunun dışında ufak tefek işlerinizde ona uyarsanız, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız.

"Ey insanlar!

"Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah'ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah'ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınızı; yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evlerinize almamalarıdır. Eğer gelmesine müsaade etmediğiniz bir kimseyi evinize alırlarsa, Allah, size onların yataklarında yalnız bırakmanıza ve daha olmazsa hafifçe dövüp sakındırmanıza izin vermiştir. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

"Ey mü'minler!

"Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah'ın kitabı Kur-ân-ı Kerim ve Peygamberin (s.a.v.) sünnetidir.

"Mü'minler!

"Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslümana kardeşinin kanı da, mali da helal olmaz. Fakat malını gönül hoşluğu ile vermişse o başkadır.

"Ey insanlar!

"Cenab-ı Hakk her hak sahibine hakkını vermiştir. Her insanın mirastan hissesini ayırmıştır. Mirasçıya vasiyet etmeye lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden kimse için mahrumiyet vardır.

Babasından başkasına ait soy iddia eden soysuz yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan köle, Allah'ın, meleklerinin ve bütün insanların lanetine uğrasın. Cenab-ı Hakk, bu gibi insanların ne tövbelerini, ne de adalet ve şehadetlerini kabul eder.

"Ey insanlar!

"Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahin

da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız O'ndan en çok korkanınızdır.

"Azası kesik siyahî bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'ın kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat e

diniz.

"Suçlu kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğlu da babasının suçu üzerine suçlanamaz.

"Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız:

  • Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız.

  • Allah'ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı, haksız yere öldürmeyeceksiniz.

  • Zina etmeyeceksiniz.

  • Hırsızlık yapmayacaksınız.

    "İnsanlar Lâilahe illallah deyinceye kadar onlarla cihad etmek üzere emrolundum. Onlar bunu söyledikleri zaman kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. Hesapları is

  • e Allah'a aittir.

    "İnsanlar!

    "Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?"

    Saheb-i Kiram birden şöyle dediler:

    "Allah'ın elçiliğini ifa ettiniz, vazifenizi hakkıyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatta bulundunuz, diye şahadet ederiz!"

    Bunun üze

    rine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) şahadet parmağını kaldırdı, sonra da cemaatin üzerine çevirip indirdi ve şöyle buyurdu:

    "Şahid ol, yâ Rab!

    Şahid ol, yâ Rab! Şahid ol, yâ Rab!"

     

     

    Ziyaret ettiğiniz için teşekkür ederim.

     ARKADAŞLAR 13 ARALIKTA ASKERİM SLM VE DUA İLE KALIN.....

      


     

    Please wait...
    Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
    You didn't enter anything. Please try again.
    Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
    To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
    Your parent has turned off comments.
    Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
    You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
    Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
    Complete the security check below to finish leaving your comment.
    The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
    ahmed akwrote:

    Gül"ü anlamak, gönül dünyamızı anlamlı kılmaktı...
    Gül"ü anlamak, "Gül" muhabbetinden Muhabbetullah'a yol bulmaktı…
    Gül"ü anlamak O'nun aşkıyla rûhumuzda çerağ uyandırmaktıı…
    Gül"ü anlamak, karanlık gecelerden müjdeli şafaklara vâsıl olmaktı…

    Kardelen®http://kardelendilekkincal.spaces.live.com/ 

    Ey!Siyah Gül!...  

    Bismi hü !...

    Vakit gecenin derinliğinde demleniyor şimdi ..
    Siyahlar içinde yer gök ,
    Sokaklar sessiz ...
    Ve siyah çiğ taneleri düşüyor gözlerinden , günahtan kararmış yüreğime ...

    Tenim siyahi değil belki , tenim kimseyi rahatsız etmiyor ..
    Peki ya yüreğim ...
    Uykusuz kaldığım siyah gecelerde , gözlerimi yakan siyahi yüreğim ..

    Ya Bilal ,

    Bedeni siyahlar içinde olan,
    Ve ama yüreği yıldızlardanda parlak zat !..

    Siyah Gülüm ...

    Hangi kelimelerle anlatabilirim ki acizliğimi ?
    Hangi kelime seni anlatmaya muktedir ki ?
    Senden asırlar sonrasında .
    Ve dahi seni bile bile , Senden öte O'nu bile bile ,
    Terketmişken bedenimi siyahi boşluklara ,
    Yüzüm yok bir harf bile söylemeye
    ..
    ama yok kimsem ... O'ndan başka ,
    O'nun dostlarından başka kimsem yok derdimi söylemeye ..

    Ey siyah gül !..

    Gül'e dost oldun , Gül'ün kokusunu duydun ,
    Bedenin taşlarla zulmedilip, yüreğin satın alınmak istenirken ,

    Ehad ! dedin , daha da yüreklendin ..

    Birkez bile isyan etmedin siyahi tenine ..
    Yüreğine sığındın her '' siyahi köle '' seslenişlerinden ..

    Çünkü AŞK vardı yüreğinde , gerçek AŞK ..

    Şimdi ben yüreğimi görmek istesem ,
    Yüreğimde ne var diye sorsam ..
    Karanlık sokaklar karşılar ancak gözlerimi,
    Lambasını yitirmiş siyahi sokaklar ..

    Ey siyah gül ! ..

    Gözlerinden dökülen siyah çiğ taneleriyle yıkasam yüreğimi ,
    Gözlerimi yıkasam , dost kabul edermisin beni ?..

    Öyle zor ki buralarda yaşamak
    Kalabalık yalnızlıklar sardı şehirleri ,
    Evlerde şeytanlar hüküm sürüyor artık ,
    Ve şeytan hiç zorlanmıyor işini yaparken !..

    Dillerde kutsal kelimeler geziniyor bolca,
    Ama gözler hep boşlukta , bedenler yalanda ...

    Kelimelerin ve dahi herşeyin Rabbine sığınırken ,
    Korkuyorum bu günlerde ey Bilal ! ...

    Ya sevmezse O beni ..
    O sevmezse sen de sevmezsin diye korkuyorum ..
    Korkudan üşümüş ellerimi tutsan , dua etsen bana ..

    Yıldızlardan parlak yüreğinle ,
    Senden asırlar sonrasında yaşayan bu acize dua etsen ...

    Şimdi gözlerimde hayalin ,
    Okunan ezanlarda sesini duymuşçasına yad ederken seni ,

    Seni seviyorum ey Bilal ,

    Gül'ü seviyorum çünkü ,

    O'nu seviyorum ...

    (alıntı)

     

    selam ve dua ile kardeşim

    Feb. 1

    Ya Rab  Kararmış kalbimize aydınlık.  Daralmış gönlümüze ferahlık.  Sönmüş ruhumuza nur, Donmuş cesedimize sürur, Hayatımıza lezzet,

    Mematımıza cennet ihsan eyle.HAYIRLI CUMA'LAR 

     

     

    Rabbim, biz de meleklerinin safiyetiyle yakarıyoruz şimdi…
    Bu olup bitenleri anlamıyoruz…
    Baharı özlemek varken, yanık kan kokusunu özleyenlerin aramızda oluşunu anlamıyoruz.
    Bir gül ile hasbihal etmek varken, amansız bir füzenin ateşiyle masumlara kin kusanların aramızda dolaşmasını anlamıyoruz.
    Bir kuş cıvıltısıyla huzur bulmak mümkün iken, kara suratlı tankların uğultusunu, alev yüklü uçakların cayırtısını dinlemekten zevk alanların bizim gibi bir insan oluşunu
    anlamakta zorlanıyoruz. Rahmetini umuyoruz Rabbim,
    Hikmetinden sual ediyoruz
    Meleklerin mahcubiyetiyle yakarıyoruz şimdi
    Meleklerin nazıyla sesleniyoruz Sana.
    Duy bizi Rabbim,
    “Biz Senin bize indireceğin hayra öyle muhtacız ki”
    Duy bizi Rabbim,
    Kırık kalplerimiz: En güzide duamız..

    Duy bizi Rabbim,
    Susmuş dillerimiz: En parlak sözümüz.

    Allah’ım,
    Sana tutunuyoruz.
    Kimsenin yere atmasına izin verme bizi…

     

     

    SELAM VE DUALARIN EN GÜZELİ ÜZERİNİZE OLSUN DUALARINIZDA UNUTULMAMAK ÜMİDİ İLE HAYIRLI CUMA'LAR DİLERİM

    Jan. 9
    ahmed akwrote:

    Gelen bayram mı, gidiş hacca mı?

     

     

    KURBAN VERMEKTEN ırak gün geçmiyor… Kardeşlik kesiliyor, dostluk dinamitleniyor… Kalpler kanıyor, yürekler yırtılıyor… Fitne uyandırılmış bir kere…

    Acı akıyor caddeler, siren solukluyor sokaklar… Çocuklar coşamıyor, ihtiyarlar ağlayamıyor… Annelerin ağzında ağıt; yürek yetmiyor dinlemeye… Babaların bağrı kor; kalpleri kavuruyor… Gençler geçmiş gençlikten…

    Fitne dans ediyor kan üstünde… Fitne can içinde, kardeşlik cansız yatıyor… Sevgi soluksuz, saygı savrulmuş, hikmet heba edilmiş, düşünce dağıtılmış, himmet metaya kurban… Gelen bayram mı ki?

    Barış boğulmuş, sadakat satılmış, dirayet devrilmiş, umut unutulmuş, fedakârlık feda edilmiş, şevk şavksız… Gelen bayram mı ki?

    Sabırsız sadırlar kurban İsmail’i anlar mı? Tevekkül Peygamberi kandırabildi mi şeytan? Ayrılık ve vuslat buluşması kurban… Sabrın ve tevekkülün birlikteliği bayram… Gelen bayram mı ki?

    Hac, Hakka hicapsız muhatap olmak… Hazin bir hicran hac hakikatiyle hallenememek…

    Gidiş Hacca mı ki?

    Bedenlerin taş ve bez parçası etrafında dönmesi değil tavaf… Kalbin hakikat deveranında pervane oluşu…

    Kâbe’den daha kıymetli kardeşinin kalbi… Ona dön, onla git, O’na.

    Gidiş Hacca mı ki?

    Sahi safalı bir yürüyüş müdür Safa ile Merve arasındaki sa’y? Şefkatin ümitle sonuçlanan, ümit ile ümitsizlik arasındaki gayretli koşuşturmaları mı?

    Gidiş Hacca mı ki?

    Araflardan geçip Hak’la vuslat değil midir Arafat’taki vakfe? Muhacir olarak Medine’ye gidebilmek ve aklı, kalbi, latifeleri ve azaları sünnetle bezemiş olarak huzur Nebeviye çıkabilmek…

    Gidiş Hacca mı ki?

    Kurbanı ve Haccı anlasaydık kurban olur muydu Bosna, kurban olur muydu Çecenya, Afganistan, Irak, Filistin, Sudan ve diğer yeryüzü Müslümanları… Anlamadık ve yaşamadıkça Haccı ve Kurbanı acılarla kurban vermeye devam edeceğiz.

    Kini ve kibri kesmeden, sevgiye sarılmadan, hikmete ram olmadan, hamiyeti haykırmadan,

    aklı aydınlatmadan, kalbi parlatmadan anlaşılabilinir mi Kurban ve Hac?

    Kalbi oyalayan, aklı havalandıran, latifeleri uyutan, vicdanı susturan oyunlar, oyuncaklarla geçen zamanlar kurban zamanlardır. Kendini kurban olmaktan kurtaramayan kurtarabilir mi kardeşini? Konuşur sadece ve konuşmada kalır kalpsiz kelimeler…

    Nefsi Rahman’a Kurban kılarak Hac edebildiğimizde yeryüzü zalim pisliklerinden yıkanacak, insaniyet zemzeme kanacaktır. Zalim kandırmalarına kanacak değil, Hakka kurban zamanlardayız.

    Bayramınız bayram, Haccınız Hac olsun ey Ümmet-i Muhammed.

     

    Hüseyin EREN

     

    Hayırlı Bayramlar baki selam ve dua ile kardeşim selametle gidip gelesin inşallah Rabbim yar ve yardımcın olsun

     

    Dec. 7

    • 18/5/2008 - Ya Nebi Flash Animasyon Sitene Ekle

    Sitene Ya Nebi Flash Animasyon Kodlarine Ekle
    Tek Yapmanız Gereken Aşağidaki Kodu Alip Sitenize Eklemek

     


     

     

     

    Sitene Ekle

    <P style="MARGIN: 0px"></P> <P><BR><BR><center> <OBJECT id=kola codeBase=http://active.macromedia.com/flash2/cabs/swflash.cab#version=4,0,0,0 height=420 width=480 classid=clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000><PARAM NAME="_cx" VALUE="12700"><PARAM NAME="_cy" VALUE="11113"><PARAM NAME="FlashVars" VALUE=""><PARAM NAME="Movie" VALUE="http://www.menzil.net/modules/Cards/images/SWF/son.swf"><PARAM NAME="Src" VALUE="http://www.menzil.net/modules/Cards/images/SWF/son.swf"><PARAM NAME="WMode" VALUE="Window"><PARAM NAME="Play" VALUE="0"><PARAM NAME="Loop" VALUE="-1"><PARAM NAME="Quality" VALUE="Low"><PARAM NAME="SAlign" VALUE=""><PARAM NAME="Menu" VALUE="-1"><PARAM NAME="Base" VALUE=""><PARAM NAME="AllowScriptAccess" VALUE=""><PARAM NAME="Scale" VALUE="ShowAll"><PARAM NAME="DeviceFont" VALUE="0"><PARAM NAME="EmbedMovie" VALUE="0"><PARAM NAME="BGColor" VALUE=""><PARAM NAME="SWRemote" VALUE=""><PARAM NAME="MovieData" VALUE=""><PARAM NAME="SeamlessTabbing" VALUE="1"><PARAM NAME="Profile" VALUE="0"><PARAM NAME="ProfileAddress" VALUE=""><PARAM NAME="ProfilePort" VALUE="0"><PARAM NAME="AllowNetworking" VALUE="all"><PARAM NAME="AllowFullScreen" VALUE="false"> <EMBED src='http://www.menzil.net/modules/Cards/images/SWF/son.swf' quality=high bgcolor= WIDTH=700 HEIGHT=550 TYPE='application/x-shockwave-flash' PLUGINSPAGE='http://www.macromedia.com/shockwave/download/index.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash'></EMBED></OBJECT></P> <P>&nbsp;</P> <P><A href="http://www.birgonulbal.blogcu.com/flash_animasyonlar/"><FONT color=#ffff66 size=5>Sitene Ekle</FONT></A></P> <CENTER></CENTER>


    (0)
    geri ileri
    Nov. 20
    Güçlü Soydemir-Bir Çift Turna
    Etiketler: Güçlü  Soydemir-Bir  Çift  Turna 

     
    Nov. 12

    İslamaSevgi

    Sevgili(s.a.v) her acıya lezzet verir…

    Kefen

    Posted in İBRETLİK HİKAYELER on Temmuz 30, 2008 by tesbih

    Arif-i Billah’ tan birisi, Bağdat caddelerinde dilenen kör bir dilenciye rastladı. Allah’ ın suçsuz yere hiçbir belâ vermeyeceğini bilen Allah dostu: «Sana ne oldu da gözlerin kör oldu? Sonradan mı oldu, ana doğma mı körsün?» diye sordu.

     

    Âmâ sonradan gözlerinin kör olduğunu söyledi ve başından geçen hadiseyi şöyle anlattı:

     

    - Ben vaktiyle kefen soyardım. O zaman gözlerim görür ve güçlü idim. Bir gün bana adaletiyle meşhur bir hakim rastladı. Bana şöyle dedi:

     

    - Sen kefen soyarmışsın. Bu iyi bir şey değil. Senin cezanı vermek bana düşer ama, suçüstü yakalayamadığımız için ve şahid de olmadığından sana bir ceza veremiyorum. Senden isteğim ben öldüğüm zaman benim kabrimi açıp da kefenimi çalma! Al sana bir kefenin kıymeti ne ise şimdiden vereyim, dedi ve belki de bir kefenin değerinden de fazla para verdi. Bu kötü huyumdan vazgeçmem için bana nasihatta bulundu.

     

    Aradan zaman geçti, her fani gibi o âdil hakim de dünyadan göçüp gitti. Fakat benim içimi bir fitne aldi. İlla da gidip kefeni soymak istiyordum. Adam bana parasını vermişti ama, olsun dedim. Bu daha iyi, iki kâr birden yapmış oluruz. Adam nasıl olsa öldü. Kalkıp da bana bir şey söyleyeceği yok ya dedim ve gidip Hakimin mezarını açtım. Kefeni almak için kabre girdiğimde, karşıdan öyle iki heybetli melek geldi ki, ben şaşkına dönmüştüm. Hiçbir şey yapamadan kabrin içine çömelip kaldım. Ben kefen soymak şurda dursun tirtir titriyordum korkumdan.

     

    Gelen melekler, hakimin etrafında dolaşıp bir yerinde sakatlık olup olmadığını kontrol ediyorlardı. Her tarafını muayene ettiler. Hiç bir noksanlığı yoktu. «Aferin sana. Ne mübarek bir zatmış, hiçbir isyanı yok» diyorlardı. Her tarafını iyice muayene ettikten sonra sağ kulağında bir miktar akıntı gördüler. Acaba bu akıntı neden olmuştur diye biri birine sorunca, öbürü şöyle söyledi:

    - «Bu çok adaletli bir hakimdi. Bir dâvada, bir tanıdığı ile başka bir adamın muhakemesi vardı. Hakim her ikicini de hakkıyla dinledikten sonra tanıdığı zatı haksiz gördü ve adaletle hükmetti. Lâkin tanıdığı zat konuşurken, ona daha fazla kulak verip onun söylediklerine daha çok dikkat etmişti, işte bu kulağındaki akıntı bundandır» dedi.

     

    Melekler aralarında konuşmaya devam ediyorlardı. Hakimin bu hareketinden dolayı zalim olduğuna hükmettiler ve azap edilmesine karar verdiler. ;

     

    Birisi:

     

    - Buna şimdi ne ceza vereceğiz? dedi. öteki melek:

     

    Bunun kabrini ateşle doldurmamız gerekiyor, dedi ve orası sanki bir Cehennem oldu. Öyle şiddetli bir ateş yığını içinde kaldı ki, ateşin şiddetinden gözlerim kör oldu. İşte benim kör olmama sebep budur, diye anlattı.

     

    kaynak: Büyük Dini Hikayeler, İbrahim sıddık İmamoğlu

    Nov. 12
     
    Dunyanin butun renkleri bir gun biraraya toplanmislar ve hangi rengin en onemli en ozel oldugunu
    tartismaya baslamislar:

    YESIL demis ki:
    "Elbette en onemli renk benim..Ben hayatin ve umudun rengiyim..cimenler,agaclar,yapraklar
    icin secilmisim..soyle bir yeryuzune bakin, her taraf benim rengimle kapli
    ..."

    MAVI hemen atilmis:
    "Sen sadece yeryuzunun rengisin..Ya ben? Ben hem gokyuzunun hem denizin rengiyim.
    Gokyuzunun mavisi insanlara huzur verir, ve huzur olmadan siz hicbir ise yaramazsiniz
    "

    SARI soz almis:
    "Siz dalgami geciyorsunuz? Ben bu dunyaya sicaklik veren rengim..Gunesin rengiyim..
    Ben olmazsam soguktan donarsiniz hepiniz
    "

    TURUNCU onun sozunu kesmis:
    "Ya ben?? Ben saglik ve direncin rengiyim..insan yasami icin gerekli vitaminler hep benim
    rengimde bulunur..Portakali,havucu dusunun..Ben pek ortalarda gorune bir renk olmayabilirim
    ama gunes dogarken ve batarken gokyuzune o guzel rengi veren de benim unutmayin
    "
     
    KIRMIZI daha fazla dayanamamis:
    "Ben hepinizden ustunum!!!Ben kan rengiyim!! Kan olmadan hayat olur mu!!
    Ben tehlike ve cesaretin rengiyim!!!Savasin ve atesin rengiyim!! Askin ve tutkunun rengiyim!!!
    Bensiz bu dunya bombos olurdu
    !!!

    MOR ayaga kalkmis:
    "Hepinizden ustun benim..Ben asalet ve gucun rengiyim.Butun krallar, liderler beni secmisler..
    Ben otorite ve bilgenin rengiyim,insanlar beni sorgulamaz..dinler ve itaat ederler
    "

    Ve butun renkler hep bir agizdan kavgaya tutusmuslar..Her biri digerini itip kakiyor;
    "En buyuk benim" diyormus...Derken...Bir anda simsekler cakmis, ve yagmur damlaciklari

    gokten dusmeye baslamis...Butun renkler neye ugradiklarini sasirmis,korkuyla birbirlerine
    sarilmislar...VE YAGMUR"un sesi duyulmus...
    "Sizi aptal renkler...Bu kavganizin anlami ne,bu ustunluk cabaniz neden? Siz bilmiyor musunuz
    ki her biriniz farkli bir gorev icin yaratildiniz, birbirinizden farklisiniz ve her biriniz kendinize

    ozelsiniz...simdi elele tutusun ve bana gelin"
    Renkler bunun uzerine kendilerinden cok utanmislar..Elele tutusup birlikte gokyuzune havalanmislar
    ve bir yay seklini almislar..Yagmur onlara "bundan boyle..." demis...
    "Her yagmur yagdiginda siz birlesip bir renk cumbusu halinde gokyuzunden yeryuzune uzanacaksiniz
    ..
    Gokyuzunu bir kusak gibi saracaksiniz ve size
    G
    OKKUSAGI diyecekler...Anlastik mi?"
    Iste bu yuzden ne zaman dunyamiz yagmurla yikansa, ardindan gokyuzunde,

    GOKKUSAG belirir...
    Biz de gokkusagindaki o renkler gibi birbirimizden farkliyiz, ve hepimiz ozeliz...
    SELAM VE DUA İLE HAYIRLI GECELERGülümsemeKırmızı gül
    Oct. 19
    CEMİLE .wrote:
     
     
    ANNECİĞİM
    Ak saçlı başını alıp eline,
    Kara hülyalara dal anneciğim!
    O titrek kalbini bahtın yeline,
    Bir ince tüy gibi sal anneciğim!

    Sanma bir gün geçer bu karanlıklar,
    Gecenin ardında yine gece var;
    Çocuklar hıçkırır, anneler ağlar,
    Yaşlı gözlerinle kal anneciğim!

    Gözlerinde aksi bir derin hiçin,
    Kanadın yayılmış, çırpınmak için;
    Bu kış yolculuk var, diyorsa için,
    Beni de beraber al anneciğim!...
    SELAM VE DUA İLE....
    Oct. 15
    Eminmisin??
    Yagmurun birgun dinmeyeceginden, hic bitmez gorunen hayat irmaginin, birgun kurumayacagindan, sizi alip diyardan diyara gezdiren ruzgarin duruvermeyeceginden...
    Emin misin?

    Hep atan yureginin duruvermeyeceginden, goren gozunun hep goreceginden, duyan kulaginin hep duyacagindan...
    Emin misin?

    "Ben olmazsam olmaz" dedigin islerin, asla sensiz yapilamayacagindan, sen olmazsan dunyanin duruvereceginden, seslendiginde titrettigini sandigin su daglarin, hep emrinde olacagindan...
    Emin misin?

    Sana uzanan ellerin hep yaninda olacagindan, yuregini verdiklerinin birgun sirtlarini donup gitmeyeceginden...
    Emin misin?

    Boynuzsuz koyunun, boynuzlu koyundan hakkini alacagi gunde, baliklardan kuslara, agaclardan gunese, uzerindeki mesajlari okuyup anlamadigin yaratilmislarin senden sikayetci olmayacagindan..
    Emin misin?

    Karanlığın içinde kaybolup giden çığlıkları duyabildiğinden, yüreğindeki ışıktan başkalarına da verebildiginden..
    Emin misin ?

    Guzel bir hayat yasadigindan, yapabilecegin herseyi yaptigindan...
    Emin misin?

    Butun bunlar icin bir kere daha firsatin olacagindan...
    Sahiden Emin misin?.....
    Oct. 4
    ahmed akwrote:
    Hani umuda sevdalanmıştık
    Hani Rabbe sevdalanmıştık
    Hani Rabbe sevdalananlara sevdalanmıştık
    Hani her daim en sağlama yönelecektik
    Hani en zayıf anımızda O'na sarılacaktık
    Hani yakarışımız en merhametliyeydi
    Hani yönelişimiz yalnız hayraydı
    Hani birbirimize sımsıkı sarılacaktık

    Beklenen neden fani, o faniye bağlanış ve ondan görülmeyen ilgi veyahut kötülük neden bizi yıkıyor.BİZ BU KADAR BASİTMİYİZ.Rabbi vekil kıldık ve buna tüm kalbimizle inandık peki o zaman biz O'na ve onun emirlerine sımsıkı sarılırsak sizce bizi ne yıkabilir.

    Yıkılışımız nefsimizdendir...Eksikliğimizdendir...Benliğimizde ndir...
    Yıkılmışız Ya Rabb senin emirlerini yerine getirmek için dirilt bizi.
    Yıkılmışız Ya Rabb senin emirlerini yerine getirmek için dirilt bizi.
    Yıkılmışız Ya Rabb senin emirlerini yerine getirmek için dirilt bizi.

    Umuda sevdalıyız,
    Umudu veren Rabb'e sevdalıyız,
    Belki bu sevdanın hakkını veremiyoruz ama,
    Bu sevdanın hakkını verenlere sevdalıyız
    Ve bu sevdanın hakkını verme çabası ve arzusu içerisindeyiz inşaallah

    Image Hosted by ImageShack.us
    selam ve dua ile kardeşim habil


    Sept. 27